26 Ocak 2013 Cumartesi

İlk ve Son Kitabım Kur'an-ı Kerim

Kur’ân’ı anlamak her bir Müslüman’ın hakkı ve
anlatmak da doğru bilenlerin vazifesidir.
(Prof. Dr. Davut Aydüz)
***

Yaşamım boyunca sayısız kitap okudum. “Bu kitaplardan ne elde ettim?”diye sormayacağım kendi kendime. Bugüne dek aldığımız su ve besinlerden ne elde ettikse kitaplardan da aynısını kazandık. Ne var ki besinler daha çok bedenimizin, kitaplar beynimizin gıdası olmuşlardır. Başka deyişle kitaplar bizim biz olmamıza az çok katkı sağlamışlardır.

İlk okuduğum kitap Kuran-ı Kerim olmuştur. İlkokuldan önce Mahallemizin camisindeki Kuran Kursuna gittim. Bu kursta Kuran-ı yüzünden hatim ettim.

Zaman zaman Kuran-ı Kerim mealleri ve tefsirleri de okudum; ancak anlayarak okuduğumu söyleyemem. Yaş yetmiş iş bitmiş dedikleri bu yaşımda Kuran-ı Kerimi tekrar ele alıyorum. Sureleri iniş sırasına göre sıralanan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün Türkçe’ye çevirdiği Kuran-ı Kerim’i diğer Meallerle karşılaştırmalı olarak okumaya çalışacağız. Ayrıca internetteki tefsirleri de okuyacağız. Okuduklarımızı paylaşmamızın tefsirle ilgisi yoktur. Tefsir yazmaya gücümüz yetmez; onun için  yalnız öğrenme amacıyla okumaya çalışacağız. Allah bilir ilk ve son okuduğum kitap Kuran-ı Kerim olabilir.

Kuran-ı Kerim’i okumaya başlıyorum.

Okumak en genel anlamda, bir yazımızda da (1) belirttiğimiz üzere  harflerin, rakamların, işaretlerin ve her türlü şeklin değerlendirilmesidir.

 Değerlendirme mekanik algı, algı, ezberleme, anlama, öğrenme, fikir üretme… vd. aşamalarda olabilir. Bu tanım uzayı, yıldızları, yer küreyi, dağları, bitki ve hayvanları…vb. okuyabilmeyi de kapsar. Böylesine kapsamlı okumayı bilmiyoruz. Biz sadece Kuran-ı Kerim ayetlerini okumaya çalışacağız. Ayetlerin nüzül sebeplerini yani arka planını yazmayacağız; önceki ve sonraki ayetlerle sistemli bir biçimde karşılaştırmalar da yapmayacağız; daha doğrusu yapamayacağız.

Ne ilahatçıyız, ne felsefeci, ne de bilim adamı. Açık deyişle Kuran-ı Kerimi öğrenmek ve  fikir üretebilmek kapasitesinde değiliz. Onun için, hiç olmazsa Kuran-ı Kerim’in öğütlerini anlamak  ve inşallah anladığımız üzere amel etmek çabasında olacağız.

Yukarıda da belirttiğim gibi Kuran-ı Kerimi tam olarak anlayabilecek donanıma, kapasiteye sahip olmadığımı biliyorum. Buna rağmen emeklerimizin Yunus Emre’nin dediği gibi (2) kuru bir emek olmaması için çabalayacağım. Herkesin de çabalaması gerekir; çünkü Mehmet Akif’in (3) dediği gibi Kuran okuyup üflemek için gönderilmemiştir.

Kuran-ı Kerim-i tam kurallarına uygun olarak (4) (5) okuyamayız belki, ama İnşallah Kuran-ı Kerim’i anlayıp gereğini yapabiliriz. Başka deyişle Kuran-ı Kerimi, küçükken yüzünden hatim ettiğimiz gibi değil anlayarak okumalı ve yaşamalıyız. En önemlisi de karanlıkları aydınlatmak için öğrendiklerimizi paylaşmalıyız. Bu konuda peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav) “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.” (Buhari, Fedailü’l-Kur’an, 21.) buyurmaktadır. (6)

Gönülden büyük bir istekle Kur’an-ı Kerim Türkçe Mealleri okumaya başlıyorum. Okurken, Kuran-ı Kerim’in her bakımdan benzersiz ve eşssiz özellikleri olan hidayet  ve kurtuluş rehberi  evrensel bir kitap olduğunu düşünerek okumaya çalışıyorum.

İnşallah düşünme ve araştırma hevesimiz kırılmaz.

Faydalanma ve faydalı olma umuduyla…
    
Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 01. 01. 2013

----------------------------
3.      Kuran niçin indildi? 

Ayrıca Bakınız

******************************************
*******************************************
Sizin en hayırlınız
Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir.
Hz. Muhammed (sav)
 (Ravi: Osmân B. Affân  (r.a.) / Buhari, Hadis no: 1775)
***********************************************************

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder