16 Haziran 2013 Pazar

Ama onlar uyumaktayken, Rabbinden gelen bir dolaşıcı bahçeyi dolaştı da,


Bismillahirrahmanirrahim
فَطَافَ عَلَيْهَا طَائِفٌ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَائِمُونَ
      Fe tâfe aleyhâ tâifun min rabbike ve hum nâimûn(nâimûne).
      Kur’an-ı Kerim Kalem Suresi (68) 19. Ayet

“Kur'an'da bahçe sahiplerine ait, araların da geçen diyalogların ve başlarından geçen olayların kesintisiz olarak ayrıntıları ile anlatıldığı iki kıssa bulunmaktadır. Nüzul sırasına göre ikinci, tertip numarasına göre ise altmış sekizinci sırada bulunan Kalem ve nüzul sırasına göre altmış dokuz, tertip numarasına göre ise on sekizinci sıradaki Kehf surelerinde, bahçe sahiplerinin konu edildiği kıssalar yer almaktadır.

Yüzeysel bakıldığında aynı gibi görünen her iki kıssada; Kur'an'ın genel anlatımında üzerinde ısrarla durduğu şirk ve tevhid temaları işlenerek, muhatapların kıssayı tevhidi açıdan tefekkürle beraber ibret almaları hususunda uyarıldığını anlamaktayız.

Kehf Suresi’ndeki bahçe sahipleri anlatılırken, bunlardan birinin, kıyameti, yeniden dirilmeyi, ceza ve mükâfatı inkâr eden bir müşrik; diğerinin ise Allah'a gereğince inanan, Müslüman bir kişi olduğu belirtilerek muhatapların bundan ders çıkarmaları istenmiştir.

Kalem Suresi’nde anlatılan bahçe sahipleri, yüksek ihtimal; kazançlarının kendi akılları, soy-sop veya boy-poslarından ileri geldiğini sanarak heva ve heveslerini Allah'a şirk koşan müşrik kişilerdir: "Biz, vaktiyle bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, onlara da bela verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi. Hiçbir istisna da tanımıyorlardı.” (1)

“Maksat, durumlarının ortaya çıkarılması için Mekkelilerin sınanmasıdır. Allah'ın üzerlerindeki nimetlerine şükredip, Allah'ın kendilerine müjdeci ve uyarıcı olmak üzere göndermiş olduğu Allah Rasulüne iman mı edeceklerdi, yoksa onu yalanlayarak risaletini kabul etmeyip Allah'ın üzerlerindeki hakkını inkâr mı edeceklerdi? Böylelikle bahçe sahipleri cezalandırıldığı gibi, kendileri de lâyık oldukları cezaya çarptırılacaklardı. İşte Yüce Allah'ın şu buyruğunda haber verdiği husus budur: "Onlar uyurlarken hemen onu Rabbin tarafından dört bir yanından bir belâ sardı da kapkara kesiliverdi." Yani o bahçeyi Allah tarafından gelen bir ateş çepeçevre kuşattı ve onu yaktı. Yani bu bahçeye semavi bir afet gelip isabet etti ve simsiyah bir gece gibi kapkara kesiliverdi. Benzetme yönü şudur: Bahçe kurudu, yeşilliği kayboldu ya da ondan geriye hiçbir şey kalmadı.”

İbni Ebi Hatim'in rivayetine göre İbni Mesud dedi ki: Rasulullah (s.a.) buyurdu ki: "Masiyetlerden olabildiğince sakınınız. Çünkü kul bir günah işlediğinden ötürü kendisi için hazırlanmış bir rızıktan mahrum bırakılabilir." Daha sonra Rasulullah (s.a.): "Onlar uyurlarken hemen onu Rabbin tarafından dört bir yanından bir belâ sardı da kapkara kesiliverdi" buyruğunu okudu. İşte onlar günahları sebebiyle bahçelerinin mahsulünden mahrum bırakıldılar." (2)

“Ayette geçen “ طائف tâif” sözcüğünün kökü “طوف tavf”dır. Anlamı ise “bir şeyin çevresinde yürümek” demektir. Yani bir şeyin etrafında dolanmak demektir. Ki Hacc`da Kâbe`nin etrafında dolaşmaya “طواف tavaf” denir.

Tayf, Taife, Tayfa, tayfun, tufan sözcükleri de bu kökten türemedir.

Ayetteki “طائف Tâif/ dolaşan” ifadesinden bunun rüzgâr tipi bir şey olduğunu anlıyoruz. Olayın mahallî oluşundan da bunun “hortum” denilen rüzgâr olduğunu anlıyoruz. Tayfun ve kasırga tipi bir şey olsa, sadece sözü edilen kimselerin bahçelerine değil tüm çevreye zarar vermiş olurdu.

Onların elde ettikleri her şey, doğanın, insan toplumlarının ve ellerinin ürettiği şeyler değil midir? Ya doğayı yaratan, insanları yaratan ve düzenleri yaratan yok mudur? Yaratmak kadar yok edivermek de O`nun için bir göz kırpması kadar kolay değil midir? Allah`ı unutanlara, Allah kendini mutlaka hatırlatır. Ve bu hatırlatma, kendini unutturan şeylerin insanların ellerinden alınmasıyla olmaktadır. Bahçeyse bir dolu yağar, gemiyse gün gelir batar, evlâtsa alınır elinden…

Bu dünyadaki hiçbir nesnenin, varlığın, Allah`ı bize unutturmaması gerektiği, asla hatırdan çıkarılmamalıdır. İşte bu pasajda, sahip oldukları çiftlik nedeniyle kendilerini çok güçlü gören, Allah`a ihtiyaçları olmayacak kadar zengin zanneden ve kimseyi düşünmeyecek kadar bencil olan insanların nasıl bir anda kolayca kendine getiriliverdiği anlatılmaktadır.” (3)

Hakkı Yılmaz’ın dolaşan (hortum) dediği belaya Bilmen yıldırım diyor.

İşte o bostan sahipleri böyle bir ihtiyatsızlıkta bulunmuşlardı. (Derken onlar, uykuda oldukları hâlde, o bostanın üzerine Rab'bin tarafından bir dolaşan) bir belâ bir, yıldırım (dolaşıverdi) yâni: Helak edici ve kuşatıcı bir azap, bir ateş, o bostanı sarıverdi, sahipleri ise uykuya dalmış, gaflet içinde bulunmuşlardı.” (4)

Bahçe sahiplerinin kimlikleri de pek önemli değil, bahçenin yok edilmesi de. Burada önemli olan açık deyişle verilen mesaj şudur: Kazançlarının kendi akılları, soy-sop veya boy-poslarından ileri geldiğini sanarak heva ve heveslerini Allah'a şirk koşan müşrik kişiler cezalandırılır; rızıktan mahrum edilir; Allah’ın Rasulini yalanlayanlar cezalandırılır.

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli
----------------------
3.       Hakkı Yılmaz, İşte Kur’an, http://www.istekuran.org/s_kalem.html
4.       Ömer Nasuhi Bilmen Türkçe Kur’an Tefsiri, http://www.tahavi.com/tefsir/068.html

******************************************

*************************************

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder