14 Haziran 2013 Cuma

Hayrı engelleyen, sınır tanımaz saldırgan, günaha batmış,


Bismillahirrahmanirrahim
مَنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ 
Mennâın lil hayri mu’tedin esîm(esîmin).
Kur’an-ı Kerim Kalem Suresi (68) 12. Ayet

 Kur’an-ı Kerim Kalem Suresi 12. Ayette, önceki ayettlerde sayılan karaktersiz tipler yanında hayrı engelleyen, sınır tanımaz saldırgan, günaha batmış kimselere de hiçbir zaman boyun eğilmemesi, onlara uyulmaması gerektiği anlatılmaktadır.

"Hayırı durmadan engelleyen, saldırgan, çok günahkâr." cümlesin­deki "Hayrı çokça engelleyen" ifadesinden maksat, "Cimri olan ve üzerine dü­şen haklan yerine getirmeyen." demektir. "Saldırgan"dan maksat, "İnsanların üzerine saldıran ve Allah’ın koyduğu sınırlan çiğneyerek haramlara düşen" de­mektir. "Çok günahkâr”dan maksat ise "Rabbine karşı günah işleyen ve haram yiyen" demektir. (1)

Hayr kelimesinin mal için olduğu kadar iyilik için de kullanılmakta olduğu düşünülürse yorumlar da değişebilir:

 “Ayette "Mennain-lil-hayr" deniliyor. Hayr: Arap dilinde hem mal için ve hem de iyilik için kullanılır. Burada mal için kullanıldığını farz edersek o zaman bunun manası şöyle olur: "O çok cimri bir insandır, zerre kadar kimseye bir hayırda bulunmaz." Eğer iyilik anlamında kullanıldığını düşünürsek o zaman "Her iyi işe karşı çıkar ve diğer insanların İslâm'a girmelerini önlemek için tüm çabasını sarfeder" anlamına gelir. (2)

İyilik yapmadığı gibi, başkalarını iyilik yapmaktan engelleyenlerin imana da zarar verebileceğine işaret eden Kutub saldırganlık ve aşırılığın islamda yasaklandığı üzerinde de durmaktadır:

 “Saldırganlık, aşırılık, Kur'an-ı Kerim’de ve Peygamber efendimizin sözlerinde üzerinde önemle durulan çirkin huylardan biridir. İslam saldırganlığın, aşırılığın her çeşidini yasaklamıştır. Hatta yeme-içmede bile buna dikkat edilmesini öğütlemiştir.” (3)

Bilmen tefsirinde çok günahkâr olana) adeti günah işlemek olana, yaptığı günahlara karşı laubali bulunan kimseye de itaat etmemek gerektiği üzerinde durmaktadır. (4)

“Müfessirlerin çoğunluğuna göre bu buyruklar el-Velid b. el-Muğire hakkında inmiştir. O Mina ahalisine (hac esnasında Mina´da vakfe yapanlara) üç gün süre ile hurma, ekşimik ve yağdan oluşan bir yemek (hays) yedirir ve şöyle nida ettirirdi: Kimse bir tencerenin altında ateş yakmasın. Hiçbir kimse paça tütsülemesin. Şunu bilin ki kim hays yemek istiyorsa, el-Velid b. el-Muğire´ye gelsin. O bir tek hac esnasında yirmibin hatta daha fazlasını harcar, bununla birlikte bir yoksula tek bir dirhem dahi vermezdi. İşte bundan dolayı: "Hayra durmadan engel olan" diye buyurmuştur. İsle: "O müşriklerin vay haline ki onlar zekatı vermezler..." (FusMİet, 41/6-7) buyrukları da onun hakkında inmiştir.

Muhammed b. İshak dedi kî: Bu, el-Ahnes b. Şerik hakkında inmiştir. Çünkü o Zühreoğullarına katılmış bir antlaşmalıdır. Bundan dolayı ona zenîm denilmiştir.
İbn Abbas dedi ki: Bu âyet-i kerime ile onun niteliği belirtilmiş, fakat öldürülünceye kadar kim olduğu bilinememişti, öldürülünce tanındı.”  (5)

Ayetlerin her zaman geçerli olduğu düşüncesiyle, ayetin kimler için indiği üzerinde durulmayacağını, bu kişilerin niteliklerinin belirtilmesiyle yetinileceğini yazmıştık. Ancak yukarıda el- Velid b. el-Muğire ve diğer kişilerden söz edilmiştir. Bunlar Allah tarafından kendilerine nimet verilen, şöhretli kişilerdi. Ama Peygamberimizin davetine uymadıkları gibi İslama karşı olmuşlardır. Demek ki kötü nitelikli olarak sayılan kişiler toplumun her tabakasından olduğu gibi üst tabakasından da çıkabilir.

Kötü, çirkin nitelikleri taşıyan kişilere her ortamda, her zamanda rastlanabilir. Yine her dönemde  hayrı engelleyen, sınır tanımaz saldırgan, günaha batmış  gibi olumsuz sıfatlar taşıyan insanlarla da karşılaşılabilir. Böylelerine boyun eğmemeli, onlara uyulmamalıdır.

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli
-----------------------------
4. Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri,

******************************************
*******************************************

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder