15 Haziran 2013 Cumartesi

Mal ve oğullar sahibi olmuş da ne olmuş?

 Bismillahirrahmanirrahim
أَن كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِين    
En kâne zâ mâlin ve benîn(benîne).
 Kur’an-ı Kerim Kalem Suresi (68) 14. Ayet  

Kur’an-ı Kerim Kalem Suresi 14. Ayette, önceki surelerde anılan kötü niteliklerin tümünü ya da bir kısmını taşıyan kişilere mal ve evlatları var diye yani zengin ve güçlüdürler diye boyun eğilmemesi ve onlara uyulmaması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Yine, mal ve evlatlarıyla kibirlenenlere de boyun eğilmemesi, onlara uyulmaması gerektiği belirtilmektedir.

“Mal sahibi olmuş ve oğulları var diye yani servet kazanmış ve kuvveti var, belki bir faydası dokunur veya kötülüğünden sakınılır diye itaat etme, başka bir sebeple itaat edilmeyeceği öncelikle bellidir. Aklı olan ve onların ahlâkında bulunmayan bir kimsenin onlara başka bir nedenle itaat etmesine ve bir çıkar elde etme gayesiyle doğruyu bırakıp onlar seviyesine inmesine ihtimal yoktur. Şu kadar var ki onun servetinden veya gücünden kişisel olan veya olmayan bir fayda veya zararından korunmak maksadıyle yağcılık yapmayı uygun görenler bulunabilir. Fakat kişisel istifade maksadı güdenler, onlar da bu "alçak" ve "soysuz" kavramlarının ifade ettiği mânâ kapsamına girmiş olacaklarından burada bu ihtimal de ortadan kalkmaktadır. Olsa olsa bir hayra yaramak ve kötülüklerinden korunmak ümidi kalır. Oysa bunlar hayır sahibi değil, hayır engelidirler. Kendi çıkarlarını gözetmeden, istedikleri gibi sürüklemeyi kurmadan bir lokma vermezler. Kötülüklerinden korunmak için öylelerine yağcılık edenler kendilerini daha büyük bir kötülüğün kucağına atmış olurlar. Büyük ahlâk sahibi ise birçok eziyete, sıkıntıya ve yoksulluğa katlanır, sabır ve tahammül eder de onlara itaat ve yağcılık edecek kadar küçülmez. Hak yolunda hayır kapılarının açılabilmesi için öncelikle o engellere göğüs germeye çalışır. ‘Her kim bir zengine sırf malından dolayı saygı gösterirse, dininin üçte ikisi gider.’ anlamındaki bir hadis-i şerif de, bu âyetin ifade ettiği mânâ kapsamına girer.” demektir.” (1)

Elmalılı, yorumunu devamında mal ve oğul sahibi olmak için bu kötülükleri işlemelerinden de söz ediyor. Sonuç olarak mal ve oğulları ile kibirlenenlere itaat edilmemesi gerektiğini yazmaktadır.

Tefhimu’l Kuranda da, diğer tefsirlerde de bu iki husus üzerinde duruluyor.

“Taberi ve İbn Kesir ayetin daha sonraki ayetle ilgili olduğunu gösteren bu manayı tercih etmişlerdir. Yani Velid mal ve evlat sahibi olduğu için bunlarla kibirleniyor ve Kur’an’ın hurafe ve batıl olduğunu söylüyordu. Diğerleri ise ayetin daha önceki kısımla alakalı olduğunu tercih etmişlerdir. Yan malı ve evladı çok diye ona itaat etme demektir.” (2)

Hasan Tahsin Feyizli bu ayetin açıklamalı mealini verirken Fâtır Suresi 10. Ayetiyle de ilişki kurar:
“Malı ve oğulları vardır (çevresi geniştir, güçlüdür) diye (boyun eğip yakınlık gösterme, izzeti ve ikbâli Allah katında ara)” (3)

Müfessirler aynı biçimde açıklama yapmışlardır. Muhammed Esed bir özet yapmıştır:

“Benûn terimi (lafzen, “çocuklar” yahut “oğullar”) Kur’an'da çoğunlukla mecazî olarak “geniş bir destek” veya “çok sayıda taraftar” anlamında kullanılır; mâl (dünyevî servet) terimi ile bir arada kullanıldığında, zenginliğe ve (bundan doğan) güç ve etkinliğe yarı-dinî bir önem atfeden ve bu tür somut dünyevî başarı göstergelerini kişinin “dürüst ve erdemli oluşu”nun ve dolayısıyla başka bir rehberliğe ihtiyaç duymayışının bir kanıtı olarak değerlendiren belli bir zihniyeti göstermeyi amaçlar.” (4)

Kibir; bir insanın servet, makam, ilim, ibadet, soy, güzellik ve kuvvet gibi her hangi bir meziyetinden dolayı  kendini başkasından üstün görme hastalığıdır.

 Kibir; hak ve hakikati kabul etmemektir.

Kibrin ne kadar tehlikeli olduğu ayetlerde belirtilmiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:  

“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan bir kimse cennete giremeyecektir.” (5)
Özetle mal ve oğulları, açık deyişle zenginliği ve geniş çevresiyle kibirlenenler cezalarını çekeceklerdir. Bunlara boyun eğilmemelidir.

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli
-------------------
1.       Yazır, Elmalı’lı Muhammed Hamdi,  Hak Dini Kur’an Dili http://www.kuranikerim.com/telmalili/kalem.htm
2.       Prof. Dr. Es Sabuni, Muhammed Ali, Safvetü’t-Tefasir,
3.       Feyizli, Hasan Tahsin, Feyzü’l Kur’anhttp://www.serveriletisim.com/feyzul-furkan/index.php/sureler/kalem-suresi/


******************************************
*******************************************


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder