17 Haziran 2013 Pazartesi

Ortancaları/ılımlı olanı şöyle dedi: "Ben size söylemedim mi? Tespih etseydiniz ya!

Bismillahirrahmanirrahim
قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ
Kâle evsatuhum e lem ekul lekum levlâ tusebbihûn(tusebbihûne).
Kur’an-ı Kerim Kalem Suresi (68) 28. Ayet

Kur’an-ı Kerim Kalem Suresi  28. Ayeti mealinden de anlaşılacağı üzere bahçe sahiplerinden ortancaları / ılımlı olanı, onların, ertesi gün bahçedenmeyveleri toplayacaklarına yemin ettikleri zaman; "Allah'ı unutmayın, inşaallah (Allah izin verirse) niye demiyorsunuz?" demişti. Onlarsa buna hiç aldırış etmemişlerdi. Ayrıca miskinlere, fakirlere hiçbirşey vermemeyi kararlaştırdıklarında yine aynı kişi onları "Allah'ı unutmayın ve bu çirkin niyetinizden vazgeçin" demişti... Fakat onlar yine kulak asmamışlar ve kendi fikirlerinde ısrar etmişlerdi. (1)

“Bahçe sahiplerindeki mutedil –vasat-kişi, onların aldığıkarara uymak istemiyordu. Onlara tesbih etmeleri gerektiğini söylüyordu. Ama bu tesbih, bizim bildiğimizyani her gün ikame ettiğimiz namazdan sonra çekilen tesbih olmadığı aşikardır. Burada Rabbin tesbih edilmesi, miskinlere verilmesi gereken payın verilmesiydi. Başka bir deyimle Allahın emir ve iradesine teslim ve tabi olmaktı. Bunun aksi ise zulümdür.Yani miskinlere verilmesi gereken payın verilmemesi zülümdür.
Kuran, tesbih kavramın bir bütünlük içinde, insanın hayatının her alanında tesbih etmesi gerektiğini vurguluyor:

      Bu ayetler benzeri bir çok ayet vardır Kuranda.  Kurani kavramlar, yaşanan tarihsel süreç içerisinde asli anlamlarından soyutlanıp, daha çok şekilsel anlamlar kazandırılmıştır. Bu da bizlerin Kurandan uzaklaşmasının sonucunu doğurmuştur. Kuranı anlamak istiyorsak kavramları yerli yerinde kullanmak ve Kuranın o kavrama biçtiği rolü kavramak gerekiyor herhalde. İnsanlar dininigerçek anlamda öğrenmezse, Allahı gerçek anlamda tesbih edemez”. (2)

“O vakit o evsatları dedi. Burada evsat "ortanca" demek değildir. Üç veya beş kişiden ibaret imişler de bir en ortancaları varmış şeklinde anlamamalıdır. İbnü Cerir'in İbnü Abbas, Mücahid, Katade ve Dahhak'ten rivayet ederek açıkça belirttiği şekilde Bakara Suresi'nde "Böylece sizi vasat bir ümmet kıldık." (Bakara, 2/143) âyetinde vasat, adaletli mânâsına olduğu gibi burada da onun üstünlük ismi olarak en doğru, en haktanır, en hayırlı, başka bir tabirle "en ölçülü" davranan demektir. Bundan dolayı bir toplum içinde baştan kıymeti bilinmemiş, söylediği dinlenmemiş bir şahsın kıymetini gösterir. Demek ki mesele, toplumu yok sayan aşırı bireycilerin, zorbaların, bencillerin zannettiği gibi ne sadece yalnız kalmada; ne de bireye hiç değer vermek istemeyen aşırı toplumcuların zannettikleri gibi yalnız toplumdadır. İkisi arası bir ılımlılık noktasındadır. Ruh ile beden gibi bireyin ortaya çıkışı toplumda, toplumun ayakta durması bireyde, başta ve sonda ikisinin en uygun durumu, kıvamı haktadır. Onun için bireyler hakkın birliğine dayanarak bir sözleşme yapmadan toplum meydana getiremediler, aynı zamanda sözleşme ve hareketlerinde doğruluk ve adaletin hakkını gözetmedikleri için de başarılı olamadılar. İşte içlerinde bunu bilen bir fert dedi ki: Demedim mi size? Tesbih etseydiniz ya! Yüce Allah'ın kusursuzluğunu tanısanız, onun eksiklikten uzak bir Allah olduğunu egemenliğini kimseye vermeyeceğini; alçaklığı, haksızlığı, zorbalığı sevmediğini bilseniz, hakkı gözetseniz, istisna yapsanız da zorbalığa sapmasanız. Bu, "vaktiyle beni niye dinlemediniz?" diye benlik sevdasıyla yapılan sadece bir sitem değil, bu kez düştükleri ümitsizlikten kurtarmak ve ümitsizlikle Allah'a zulüm yakıştırmak gibi, ona karşı daha büyük bir küfür ve günaha düşmekten sakındırmak için sitem tarzında, edilen hatayı hatırlatarak tevbe etmeye ve uyanmaya bir çağrıdır. Bu sebeple uyandılar.” (3)

“Her tesbih bir tevhit eylemidir. Tesbih, oturduğu yerde lâfzen terennüm edilen içi boşaltılmış lafızlar değildir. Tesbih Allah’ı birleme, O’nu yüce ve âla tanıyıp hal dilimizi konuşturmaktır… Evet, her tesbih, bir tevhit eylemidir, Allah’ı birlemedir. Tesbih kısaca, Yaratanı, tüm nitelikleriyle tanıyabildiğimiz kadar tanımak ve tanıtabildiğimiz kadar tanıtmaktır.” (4)

"Çok Büyük Olan Rabb'inin İsmini Tesbih Et." (Vâkıa: 74 ve 96) ayetlerinde de  buyurulduğu gibi Allah’ı bilinçli olarak tesbih etmemiz gerekir.

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli
       ------------------
2.       Tefhimul Kur’an , http://www.kuranmeali.com/tefsir.asp?sureno=68&ayet=28
3.       Elmalılı M.Hamdi Yazır, http://www.kuranikerim.com/telmalili/kalem.htm


Ayrıca bakınız:

·         Kur’anda tesbih kavramı, tesbih nedir? Ali Aksoy http://www.aliaksoy.net/2007/09/16/kuranda-tesbih-kavrami-tesbih-nedir/


·         İmam ı Azam’ın tesbih duası, http://beytul-hadis.fr.gd/imam_i-azam-h-in-tesbih-duasi.htm



******************************************

*************************************

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder