25 Temmuz 2013 Perşembe

Gözleri yere eğilmiş, benliklerini zillet kaplamıştır. Onlar, sapasağlam oldukları zaman da secde etmeye çağrılıyorlardı.


    Bismillahirrahmanirrahim
    خَاشِعَةً أَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ إِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ
   Hâşiaten ebsâruhum terhekuhum zilleh(zilletun), ve kad kânû yud’avne iles sucûdi ve hum sâlimûn(sâlimûne).
           Kur’an-ı Kerim Kalem Suresi (68) 43. Ayet

Kur’an-ı Kerim Kalem Suresi 43. Ayetini açıklayan müfessirlerden Seyyid Kutub, dünyadayken Müslümanlığa burun kıvıran, büyüklük taslayanların Ahrette düştükleri küçültücü ve aşağılayıcı sahneye yer veriyor. (1)

Bilmen de aşağıdaki açıklamayı yapıyor:

“Evet.. O kâfirler, o âhiret âleminde (Gözleri kararmış, kendilerini zillet kaplamış) bir hâlde secdeye davet olunmuş bulunurlar. Dünyadaki kibirli hâllerinden dolayı azaba tutulmuş olurlar. (Halbuki, onlar) Dünyadalarken (sapa sağlamlar iken bu secdelere davet olunuyorlardı.) onlar ise güç yetirdikleri hâlde böyle yüce vazifeyi kulluğu yerine getirmekten kaçınmışlar idi. Onlar, namaz gibi, niyaz gibi kulluk vazifelerine riâyet etmeli değil mi idiler? Nail oldukları sıhhat ve nîmetin şükrünü yerine getirmeye çalışmalı değil mi idiler?  Ne yazık ki: Artık onlar için fırsat geçmiştir.

Deniliyor ki: Âhiret  gününde  âlemlerin  Rabbi tecellî buyurur,  bütün  mü'mînler secdeye  kapanırlar,  kâfirlerden,  münafıklardan  hiçbiri  ise,  secde  etmeye  kadir olamayacaktır. Artık her akıllı insan için lâzımdır ki: Daha dünyada iken üzerine düşen kulluk vazifelerini güzelce yapmaya çalışsın tâ ki: Âhirette selâmet ve saadete ersin ebedî hüsrana mâruz kalacak olan bir topluluğa katılmış bulunmasın.” (2)

Hakkı Yılmaz Kalem Suresinin 41-42-43. Ayetlerini birlikte açıklıyor:

Yoksa onların ortakları mı var? O halde ortaklarını getirsinler eğer doğrulardan iseler, baldırın açıldığı gün (gerçeğin bütün çıplaklığıyla ortaya konulup iş büyümeye başladığı, işin ciddileştiği gün) gözleri yere eğilmiş, kendilerini bir zillet sarmış bulunduğundan, secdeye davet edildikleri gün artık güç yetiremezler. Oysa onlar sağ salim iken de secdeye davet ediliyorlardı.

Öğeleri itibariyle bu üç Âyet yukarıdaki şekilde birleştirilebilir.

Bu Âyetlerde inkârcıların inanç ve kanaatlerinin hiçbir aslının olmadığı, bu inanç ve kanaatlerin hiçbir kitapta yer almadığı, Allah tarafından verilmiş bir yemine ve taahhüde dayanmadığı, böyle bir inanca kimsenin garantör olmadığı ve kendilerine destek verecek ortaklarının da bulunmadığı, kısaca âhireti yalanlamalarının hiçbir kanıta dayanmadığı, kuruntudan öteye geçmediği belirtilmektedir.

Bu pasaj, günümüzde kendilerine göre bir din algısı geliştiren Müslümanların ibretle düşünüp anlaması gereken mesajlar taşımaktadır. Bugünün Müslümanlarının da kendilerine özgü yüzlerce dini içerikli kitabı vardır. Onları okurlar, onlardan ders alırlar; iman ve amellerini onlara göre belirleyip onlara göre yaşarlar. Kur'ân'da Allah yüzlerce kez şefaati kendi iznine bağlamışken o kitaplardaki peygamber âhirette onlara kefil olmuştur. Hem de "Benim şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenleredir" demek suretiyle onların her türlü yanlış işini âdeta teşvik etmiştir. Bu da yetmemiş, Berat gecesi diye uydurdukları gecede, ümmetten Benî Kelb kabilesinin koyunlarının yünleri sayısınca günahkârın affedileceği garantisini vermiştir. Kısacası o kitaplarda canları ne istiyorsa hepsi vardır. Var olan o şeyler arasında, sadece müritlerine himmet edecek, son nefeslerinde imanlarını kurtaracak ortakları, şeyhleri, üstatları vardır.” (3)

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

--------------------
1.       Prof. Dr. Kutub, Seyyid; Fizilal’il Kur’an; 
2.       Bilmen, Ömer Nasuhi; Kur'anı Kerimin Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri;  http://www.tahavi.com/tefsir/068.html
3.       Yılmaz, Hakkı; Tebyinul Kuran; 

******************************************

*************************************

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder