23 Temmuz 2013 Salı

Yoksa kendilerinin ortakları mı var? Eğer doğru sözlüler iseler, çağırıversinler ortaklarını!


    Bismillahirrahmanirrahim
أَمْ لَهُمْ كَانُوا صَادِقِينَ شُرَكَاء فَلْيَأْتُوا بِشُرَكَائِهِمْ إِن
      Em lehum şurekâu, fel ye’tû bi şurekâihim in kânû sâdikîn (sâdikîne).
      Kur’an-ı Kerim Kalem Suresi (68) 41. Ayet

“Rabbimizin ifadesi, her şeyi baştan çözücü bir söz, ya da her şeyi baştan bitirici bir soru. Ama Allah sözü bitirmek, onları mat etmek, onları susturup ilzam etmek için sormaz. İnsanların akıllarını başlarına getirmek için sorduğundan, sormaya, sorgulamaya devam eder Rabbimiz. Kullarına olan merhametinden, şefkatinden, onlar için hayır dilediğinden, sürekli onları cennet yolunda tutmayı murad ettiğinden dolayı sormaya, akıllarını erdirmeye devam eder Allah. Bakın bir soru daha, bir sorgulama daha:

  “Yoksa onların ortakları mı vardır? Doğru sözlü iseler ortaklarını getirsinler.”

 Yoksa bu adamların kendilerinin Allah’a ortakları, şürekaları, putları mı var? Yoksa kendilerinin Allah berisinde tabi oldukları mabutları var da, onlardan aldıkları izinle mi hareket ediyorlar? Mü’minler Allah’tan yana olacaklar, iradelerini Allah’a teslim edecekler, Allah’ın hayatlarına koyduğu emirleri icra edecekler, yasaklara riayet edecekler, berikiler ise putlarının istediği gibi davranacaklar, keyifleri ne isterse onu yapacaklar, sonra da Allah bu ikisini denk tutacak öyle mi? Kim söylemiş bunu? Onların putları, tâğutları mı söylüyor bunu? Keyifleri mi böyle istiyor? Yoksa Zerdüşt mü buyuruyor bunu? Eğer böyle birileri varsa çağırın onları!

Eğer bu iddialarını eyleme dönüştürebilecekler ise, eğer sözlerinin erleriyseler, haydi çağırsınlar, getirsinler bakalım o ortaklarını! Belki dünyada şaklabanlıkla, numarayla, oyunla, dalavereyle, sihirle, demokrasi ile, insanlara, Allah’a ortak birilerini gösterebilirsiniz. Belki mümkün gibi ama ahiret var, Haşr ve Neşr var, azap var, ikab var. Onu ne yapacaksınız ya? (1)

Hakkı Yılmaz bu ayeti önceki ayetlerle birlikte değerlendirmektedir:

“Bu Âyetlerde inkârcıların inanç ve kanaatlerinin hiçbir aslının olmadığı, bu inanç ve kanaatlerin hiçbir kitapta yer almadığı, Allah tarafından verilmiş bir yemine ve taahhüde dayanmadığı, böyle bir inanca kimsenin garantör olmadığı ve kendilerine destek verecek ortaklarının da bulunmadığı, kısaca âhireti yalanlamalarının hiçbir kanıta dayanmadığı, kuruntudan öteye geçmediği belirtilmektedir.” (2)

Seyyid Kutub’un da belirttiği üzere Allah her şeyi bilir, bu ayetlerde bilmezlikten gelme ve meydan okuma tekniği kullanılıyor:

"Yoksa kendilerinin ortakları mı var? Doğru iseler ortaklarını çağırsınlar." Aslında onlar Allah'a ortak koşuyorlardı, ama ayetin ifade tarzı ortakların Allah'a değil kendilerine ait olduğunu dile getiriyor. Allah'a ortak koşulan birtakım düzmece tanrıların olduğunu bilmezlikten geliyor. Bunun yanı sıra, eğer iddialarında doğru iseler bu ortakları getirmeleri istenerek kendilerine meydan okunuyor. Ama ne zaman çağıracaklar ki? (3)

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli
---------------------------
1.       Küçük; Ali Hoca; Besairul Kur’an; 
2.       Yılmaz, Hakkı ; İşte Kur’an; http://www.istekuran.com/index.php?page=kalem
3.       Prof. Dr. Kutub, Seyyid; Fizilal’il Kur’an; 

******************************************

*************************************

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder