16 Ağustos 2013 Cuma

Doğrusu, biz senin üzerine ağır bir söz bırakacağız.


       Bismillahirrahmanirrahim
       إِنَّا سَنُلْقِي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا    
       İnnâ se nulkî aleyke kavlen sekîlâ (sekîlen).
       Kur’an-ı Kerim Muzemmil Suresi (73) 5. Ayet

Kur’an-ı Kerim Muzemmil Suresi ilk dört ayetinde  Hz. Muhammed’e (sav) Peygamberlik sorumluluğunu tadığını, geceleyin belli aralıklarla kalkıp hazırlanması gerektiğini açık deyişle ağır ağır düşüne düşüne okuması gerektiğini belirtiyor. Bu emirlerin niçin verildiği de 5. Surede vurgulanıyor. “Doğrusu, biz senin üzerine ağır bir söz bırakacağız.” diyor. Kur’an-ı Kerimin nur ve feyzini anlayıp özümsemek için bir hazırlık gerekir.

Seyyid Kutub tefsirinde bu ayeti açıklarken dava adamlarının da tıpkı peygamberimiz gibi hazırlanması gerektiği üzerinde durmaktadır:
"Ağır söz"den maksat bu Kur'an ve içerdiği yükümlülüklerdir.
Kur'an aslında "ağır" değildir, okunması ve anlaşılması kolay bir kitaptır. Fakat o "hak" terazisindeki tartısı ve kalplere yönelik etkisi açısından "ağır"dır. Nitekim yüce Allah başka bir ayette;
 "Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirmiş olsaydık, sen onun Allah korkusu ile parça parça olduğunu görürdün" buyuruyor. (Haşr Suresi, 21) Ama yüce Allah Kur'an'ı bir dağa değil de onu algılamaya yetenekli ve dağdan daha sağlam, daha sarsılmaz bir kalbe indirdi.

Bu nur ve bilgi feyzini algılayıp özümlemek, gerçekten uzun hazırlığı gerektiren ağır bir işti.

Büyük ve soyut evrensel gerçeklerle iletişim kurmak, gerçekten uzun hazırlığı gerektiren ağır bir işti.
Yüceler alemi ile, evrenin özü ile, canlı-cansız tüm yaratıkların ruhları ile Peygamberimizin kurduğu gibi bir ilişki kurmak, gerçekten uzun varlığı gerektiren ağır bir işti. Tereddütsüz ve kuşkusuz bir kararlılıkla bu yola koyulmak, bu görevi yürütürken içgüdülerin fısıltılarına, dışardaki çekim odaklarına ve engellere kapılmaksızın, sağa-sola bakmaksızın ilerleyebilmek, gerçekten uzun hazırlık gerektiren ağır bir işti.

Geceleyin herkes uyurken ayakta olup ibadet etmeyi, gündelik hayatın dağdağasından ve karmaşasından uzaklaşarak yüce Allah ile ilişki kurmayı, O'nun feyzini ve nurunu algılamayı, O'nun birliğinin beraberliğinde coşup O'nunda başbaşa kalmanın masum yaşamayı, sanki yüceler aleminden yeni iniyormuş gibi ve varlık aleminin her yanından sözsüz ve sözcüksüz bir yankı yükseliyormuş gibi bir heyecanla evrenin sessizliği ortasında ağır ağır Kur'an okumayı, gecenin karanlığı içinde Kur'an'ın ışınlarını, mesajlarını ve yüksek frekanslı titreşimlerini düşünelim. Bütün bunlar bu "ağır sözü" yüklenmeye, bu değerli yükümlülüğü sırtlanmaya, bu ağır sıkıntıyı göğüslemeye hazırlanan Peygamberimiz için son derece gerekli birer azık niteliğindedirler.

Aynı zamanda bu çağrının savunuculuğunu üstlenen her kuşaktan dava adamları için bu böyledir.
Bu saydıklarımız, uzun ve meşakkatli yolları boyunca dava adamlarının kalplerini aydınlatır, onları şeytanın vesveselerinden ve bu aydınlık yolu saran karanlıkların çöllerinde şaşırmaktan korur.” (1)

Prof. Dr. Mehmet Okuyan bazı müfessirlerin “ağır” kelimesini gerçek anlamında anladıklarını beyanla bu tefsirlerin yanlış olduğunu söylemektedir. (2) 

Müzemmil Suresinin ilk beş ayetinden de anlaşılacağı gibi sorumluluğumuzu idrak etmeli; Peygamberimize vahyedilerek üzerimize bırakılan Kur’an’ı anlama, anlatma ve uygulama görevlerimizi tam olarak yapabilmek için hazırlanmalıyız.

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli
-----------------------------

1.       Seyyid Kutub Tefsiri, http://www.enfal.de/Kuran-Tevsiri/Kuran_Tefsiri.htm
2.       Prof. Dr. Okuyan, Mehmet; Müzemmil Suresinin ilk yedi ayetinin açıklanması, http://www.youtube.com/watch?v=EcrCTK6Q0q0
 

******************************************
*************************************

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder