20 Ağustos 2013 Salı

Kur'an-ı Kerim Okuyorum (Açıklama 3)


Dikkat ! Dikkat! Bulunduğumuz yer bir eser/yapıt  inşaatıdır. İnşaata, inşaat alanına tedbir almadan girmek tehlikeli ve yasaktır. Bu uyarıyı yapmayı vicdani bir görev kabul ediyorum ki inşaattan kimse düşmesin. Bu tip inşaatlardan düşenler hayatlarını kaybediyorlar. Tabii, mecazi olarak hayatlarını kaybettiklerini söyledim, aslında imanlarını kaybediyorlar ki bu da ölümden beterdir. (Mevdüdi’nin bina ve mimar benzetmesi ile bu benzetmemiz bir tevafuk olmuştur.) 


Bu satırları okuduğunuza göre inşaata girmeye kararlısınız. O halde şu tedbirleri almayı ihmal etmeyiniz:


Kafanızı hazırlayın. İnsanın kafasından dakikada (David c.Mcclelland’a göre)  8 - 12 düşünce geçermiş. Bana göre çok daha fazla… Bu düşünceleri durdurun ya da en aza indirin. Açık deyişle yalnız okumakta olduğunuz konuya odaklanın. Bazıları kafadaki  bilgilerin boşaltılmasını öğütlüyor. Bazıları da kafada yeni bilgi için yeni bir oda hazırlanmasını öğütlüyor. Ben kafanın büsbütün boşaltılabileceğini  sanmıyorum; ama mümkünse bir oda boşaltılmasını öğütlüyorum. Bir oda olsun boşaltılamıyorsa hep başkalarının düşünceleriyle yoğrulup gideriz.


Peşin fikirli olmamalı. Kafamızı hazırlayabilirsek peşin fikirlerden de kurtarmış oluruz. Başkalarının etkisi altında oluşturduğumuz o kadar çok peşin fikrimiz var ki… Okumadan, incelemeden, araştırıp öğrenmeden bir yargıya varmamalı.


İnşaata yavaş yavaş çıkmalı ve inşaattan yavaş yavaş inmeli. Korkuluk morkuluk yok, ona göre. Açık deyişle yavaş yavaş, düşüne düşüne okumalı.


Sağa sola çarpmamalı. İnşaat alanına çok sayıda malzeme yığılmıştır. Açık deyişle onlarca meal ve tefsir, onlarca makale ve fikir yazısından derlemeler var ortalıkta. Bu malzemeler biraz da gelişi güzel konmuşlardır. Bu kadar çok malzemeye ne gerek var. Hep aynı falan düşünülmesin. Aynı gibi görülen malzeme bir yerde kapı olacak, bir yerde pencere. Bu son cümle de tam oturdu, değil mi? Gerçek anlamında da mecaz anlamında da doğru gibi gözüken bir söz oldu. Paragrafın başındaki sağa sola kelimesinin mecaz anlamları da düşünülebilir.


Durup dururken niye böyle sohbete başladım dersiniz? Kur’anda da birçok mecaz var. Kur’andaki icazı da hatırlatmış oluyorum bu arada.


Malzemeleri devirmeyin; ama incelemekten de geri kalmayın. Dikkat edilirse her malzemenin üzerinde nerden,  kimden alındığı yazılıdır. Yani malzemeleri henüz tam anlamıyla kullanmadım. Çürük ya da defolu malzeme görürseniz hemen bildirmeyi ihmal etmeyin. Yani demek istiyoruz ki eleştirel biçimde okuyun. Aklımızı kullanarak okumak okumaların en güzelidir.


Siz kendinizi bilirsiniz; ona göre başka tedbirler de düşünebilirsiniz. Öyle ya, her birinizin öğrenim durumu, yaşı, cinsiyeti, mevki ve statüsü, ekonomik ve kültürel durumları farklı farklı.


Bu farklar var ya, işte bunun için bir üslup geliştiremedim. Bunun için çok tekrarlara başvurdum. Tekrar etme Kur’anda da başvurulan bir eğitim yöntemidir. Bu hatırlatmalarla savunmamı başta yapmış oluyorum.


Bir esere Dikkat! Dikkat! Anonsuyla başlamak görülmüş şey değil; hele bu eser Kur’anla ilgili olursa. Ama Kur’an-ı Kerim’in anlayarak okunmasının asırlarca engellenmesine ne demeli. Engellenme gerekçelerinden biri de “Kur’an’ı anlayamayız, ana dilimizle okursak da basit buluruz, soğuruz.” vb. sözlerdir. Eğer çok dikkatli okuyamazsak, yüzeyde kalıp derine inemezsek, karşılaştırarak okuyamazsak, bütünü düşünemezsek korktuğumuz başımıza gelebilir. Onun için herkesin dikkatini çekmek istedik. Tedbir alınmasını da istedik. Aklımıza gelen tedbirleri sıraladık. En güzel tedbir ise Euzubesmeleyle, sıdk ile, sabırla, güvenle  okumaya başlamaktır.


Bu derleme için çok ilginç ve çarpıcı  bir başlangıç yaptığımızın farkındayız; keşke bütün sayfalar da böyle çarpıcı olsaydı. Aslında anlatım bakımından değil anlam bakımından her cümle çarpıcıdır, düşündürücüdür. Tabii anlayana.


Derslerimin sonunda genellikle şu yaygın deyişi tekrar ederdim: “Anlayana sivri sinek saz…” 

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder