4 Ağustos 2013 Pazar

O küfre sapanlar, Zikir'i/Kur'an'ı işittiklerinde az kalsın gözleriyle seni devireceklerdi. "Bu tam bir cinlidir." diyorlardı.


      Bismillahirrahmanirrahim
      وَإِن يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ    لَمَجْنُونٌ     
      Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn(mecnûnun).
       Kur’an-ı Kerim Kalem Suresi (68) 51. Ayet

Ayetteki gözleriyle devirmek” ifadesinden hareketle bu ayetin nazarla ilgili olup olmadığı konusunda  farklı görüşler vardır:

“Gerçekte o inkârcılar, Allah'ın nimetlerine nankörlük ederek âyetlerine yalan deyip seni yalancı çıkarmaya kalkışan ve durumları ve huyları anlatılan Mekke kâfirleri, o zikri, Allah tarafından öğüt olarak okuduğun Kur'ân'ı işittikleri vakit, az daha seni gözleri ile kaydıracaklardı. Onun yüksekliğini öyle hissetmişlerdi ki kıskançlıklarından az daha nazar değdirecekler, aç ve kem gözlerinin kötülükleriyle ellerinden gelse seni yok edeceklerdi.

Demek ki öfkenin bedende bir hükmü ve tesiri olduğu gibi, gözlerin de karşılarındakine bakışlarına göre, iyi veya kötü bir hükmü vardır. Kimi elektrik gibi dokunur, çarpar, mıknatıslar, manyatize eder; kimi tutkun olur, kimi de aldığı etkiyle kıskançlığından bir öfkeye düşer, türlü türlü suikastlara, tuzaklara kalkışır ki maddî veya manevî bunun hangisi olursa olsun hedefine ulaştığında göz isabet etmesi, göz değmesi veya nazar denilen şey olur.
Bunun hakkında uzun uzadıya sözler söylenmiş, inkâr edenler ve böyle bir şeyin olduğunu kabul edenler olmuş ise de biz detayına gerek duymayarak bu kadarla yetiniyoruz. Nasıllığı ne şekilde olursa olsun gözdeğmesi vardır. Allah korusun, göze batmak tehlikeli bir şeydir. Allah koruyacağı kulları için gözdeğmesine karşı bir siper yapar. İnanmıyanlar bu sûre ile veya bundan evvel Kur'ân'ı ilk işittikleri zaman onun nazmı ve mânâsıyle edebî güzelliğinin yüksekliğini ve peygamberin ona nâil olmasını son derece kıskanmış ve hemen hemen yiyecek gibi bütün bakışlarını ona dikmiş, onu kaydırmak istemişler, bu onların o derece dikkat nazarlarını çekmişti. Öyle iken bir de durmuşlar, o herhalde bir deli diyorlar, şaşkınlıklarından kendi kendileriyle çelişkiye düşüyorlar. Böylece gözlerinin zehirini kendilerine döküyorlar.” (1)
“İnkârcılar peygamberimize o kadar kin duyuyorlardı ki, Kur'ân'ı işittikleri zaman ona yiyecekmiş gibi bakıyorlardı. Âyetin halk kültüründeki "nazar" denilen inanışla herhangi bir ilgisi yoktur. Bu nedenle Âyetin nazar duası diye okunması temelsiz ve yanlış bir davranıştır. Çünkü dua, Allah'tan bir şey istemektir. Bu Âyette ise Allah'tan istenen herhangi bir şey yoktur. Allah'ın peygamberimize yaptığı bir açıklamayı içermektedir.” (2)
 “Araplardan bir adam, kendisini riyazata çekiyormuş, sonra bir deve, bir koyun gösteriyorlarmış. Ne kadar da hoş diye adam bir baktı mı, deve devriliveriyormuş. Müthiş göz etkisi olan bir adam. İşte müşrikler bu tür adamlara rica ediyorlardı. “Ne olur o etkili gözünüzle bir bakıverin de şu Muhammedin işini bitiriverin” diyorlardı. Hani gücü yetse, adam gözüyle yiyecek deriz ya, veya hırsızın mala baktığı gibi bir bakış anlıyoruz. Sanki peygamberi yok ediverecekler böyle.” (3)
Diyanet İşleri Başkanlığının tefsirinde bu ayetin nazarla ilgili olmadığı belirtilmektedir:
“Hz. Peygamber’den Kur’an’ı dinleyen müşriklerin gözleri (bakışları) etkili oklara benzetilerek ona karşı duydukları kin, nefret ve kıskançlık gibi menfi duygulan tasvir edilmektedir. Kur’an’ın edebî üstünlüğü karşısında hayranlık duygulanın bastıramayan müşrikler, gerek dil gerekse içerik bakımından onda tenkit edebilecekleri herhangi bir kusur bulamayınca insanların Peygamber efendimize karşı gösterdikleri ilgi ve dikkati başka yönlere çevirmek için onun sözüne gü­venilmez bir mecnun olduğunu propaganda etmeye başlamışlardır. Ancak Yüce Allah Kur’an’ın üstün niteliklerini açıklayarak onların menfi propagandalarını etkisiz hale getirmiştir.
Müşrikler Hz. Peygamber’i gördüklerinde, ona karşı duydukları kıskançlık ve düşmanlık sebebiyle gözleriyle onu oklayıp öldüreceklermiş gibi bakarlardı. 51. âyet onların bu psikolojik durumunu tasvir etmektedir. Bu âyetin nazar (göz değmesi) ile ilgili olduğu yolunda yaygın bir kanaat bulunmakla birlikte bu kanaat kesin bir bilgiye dayanmamaktadır. Nitekim Şevkânî’nin aktardığına göre çok yönlü bir âlim olan İbn Kuteybe de âyette müşriklerin Resûlullah’a nazar değdirmelerinden söz edilmediğini, Resûlullah Kur’an okuduğunda inkarcıların ona kinle ve düşmanlık duygulanyla baktıklannm anlatıldığını ifade etmiştir. Buna göre âyetin nazarla ilgisi yoktur.” (4)

“Kur'an-ı Kerim nazardan söz ederken açık ve kesin bir hüküm bildirmemekte, buna karşı hadisler, kesin bir ifadeyle nazarın gerçek olduğunu bildirmekteler.

Hz. Âişe (r.a)'den rivayet olunduğuna göre Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
"Nazardan Allah'a sığınınız. Çünkü göz (değmesi) gerçektir"
(İbn Mace, Tıb, 32; Buhari, Tıb, 36; Muslim, Selâm, 41).

Esma bint Umeys (r.a)'den rivayet edildiğine göre kendisi:
"Ya Rasulullah! Cafer'in oğullarına cidden nazar değiyor, ben onlar için şifa dileğiyle okutturayım mı?" demiş.
Rasulu Ekrem (s.a.v) de: "Evet, lakin kader ile yarışan bir şey olsaydı nazar değme işi onu geçerdi" buyurmuştur. (İbn Mace, Tıb, 33; Muvatta, Ayn, 3).

Nazarın gerçek olduğunu kabul edince, ondan korunma yollarını da öğrenmek gerekir.
Bu konudaki rehberimiz yine Allah'ın Rasulu'dür.

Ebû Said el-Hudrî (r.a)'den rivayet olunduğuna göre:
"Rasulullah (s.a.v), "Cinlerin ve insanların nazarından Allah'a sığınırım" gibi dualarla cinlerin ve insanların nazarından Allah'a sığınırdı. Sonra Muavvezatân nazil olunca bu sureleri okumaya başladı diğer duaları terketti" (İbn Mace, Tıb, 34).

Hz. Âişe (r.a) da Rasulullah (s.a.v)'ın yatağına girdiğinde iki eline üfleyip muavvizât (İhlâs, Felâk ve Nâs) surelerini okuduğu ve vücuduna sürdüğünü rivayet etmiştir. (Buhârî, Deavât, 12)

Nazardan korunmak için, "nazarlık" denilen; mavi boncuk, sarımsak, at nalı, minyatür süpürge vb. nesnelerle, içinde ne yazılı olduğu bilinmeyen ya da acaip bir takım şifrelerle yazılmış bulunan muskaları, -nereye olursa olsun- takmak şirktir. Çünkü böyle yapılmasında , Allah'dan başka birinden veya bir nesneden, zararı defetmesini istemek vardır.

Halbuki Allah (c.c.), şöyle buyurur; "Eğer Allah, sana bir zarar dokundurursa; hiç kimse onu gideremez ve eğer sana bir hayır ihsan ederse, zaten O, herşeye kadirdir" (En'am, 17)

İmam Ahmed, Ukbe b. Nâfi'den merfû' olarak şu hadisi nakleder:
"Kim temîme (mavi boncuk) takarsa Allah onun işini tamamlamasın. Kim bir ved'a (katır boncuğu) takarsa Allah onu korumasın"
(Ahmed İbn Hanbel, IV, 154, 156).” (5)

Özetle, duyguların insanda bir enerji yarattığı, her insanda farklı enerjiler olduğu nasıl doğruysa insan enersisinin başka insanlara tesiri de doğrudur. Kur’ana ve vilimel verilere gore nazarın olduğu da doğrudur. Ancak, bazı müfessirlerin görüşünün aksine, bu ayetin nazarla ilişkilendirilmesi, başka deyişle bu ayetin nazara dayanak yapılması yanlıştır.

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

-----------------------

1.       Yazır, Elmalı’lı Muhammed Hamdi;  Hak Dini Kur’an Dili;
2.       Yılmaz, Hakkı; Tebyinul Kuran; 
3.       Küçük; Ali Hoca; Besairul Kur’an; 
4.       Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sadrettin Gümüş;  Kur’an Yolu; 
5.       Nazar, Göz değmesi var mıdır?


******************************************
*************************************

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder