5 Ağustos 2013 Pazartesi

Oysaki o Zikir/Kur'an âlemler için bir öğütten başka şey değildir.

      Bismillahirrahmanirrahim
      وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَالَمِينَ     
      Ve mâ huve illâ zikrun lil âlemîn(âlemîne).
      Kur’an-ı Kerim Kalem Suresi (68) 52. Ayet

Kur’an-ı Kerim Kalem Suresi  52. Ayetini, müfessirler, belki de surnin son ayeti olması nedeniyle önceki ayetlerin ışığında özet olarak açıklamışlardır:

“Mekke oligarşisi, çıkarlarına ters düştüğü, tesis etmiş oldukları sömürü düzenini, dolayısıyla iktidarlarını tehlikeye soktuğu için, Kur’an’ı işittiklerinde öfkeye kapılıyor, Hz. Peygamber’e sert, kızgın bakışlar yöneltiyor, onu tedirgin etmeye çalışıyor, onun “mecnun” -ve “meftun”- olduğunu söyleyerek iftira ve kara propaganda faaliyetlerine devam ediyorlardı. Ayet, Tevhid mesajına karşı çıkan servet ve iktidar sahibi ileri gelenlerin bu konuda ne kadar tahammülsüz olduklarını ortaya koyar. Oysa kendilerine iletilen mesaj, insanlık için bir öğüt ve hatırlatmadan başka bir şey değildi.

“Zikr/Zikir” (“Z-k-r/hatırladı, andı, bahsetti, dile getirdi, ifade etti, dikkatini çekti” kökünden), “hatırlamak, anmak, bahsetmek, anlatmak, dile getirmek, ifade etmek, dikkatini çekmek, (bilgi) vermek, işaret etmek, şan, şöhret, şeref” anlamına gelir. “Zâkera”, “konuşmak, müzakere yapmak, toplantı için bir araya gelmek, gözden geçirmek, çalışmak”; “ezkera”, “hatırlatmak, anımsatmak”; “tezekkera”, “hatırlamak, akla gelmek”; “tezkira”, “hatıra, anı, bir şeyin kendisiyle hatırlatıldığı şey, mesaj, not, geçiş izin kâğıdı, bilet” demektir.

Kur’an, Zikr’dir, öğüt ve hatırlatma dolu bir Kitap’tır (81/27, 38/1); insana sürekli olarak yaratıcısını, yaratılışını, varlığının ifade ettiği anlam ve amacı, insanî değerleri, kendisine bahşedilen nimetleri, yeryüzü hilafetinin gereklerini, amellerinin -iyi ya da kötü- hangi sonuçlara yol açacağını, ölümü ve nihai yargıyı hatırlatır, ona bu minvalde öğüt verir.” (1)

“Oysa bir deli öğüt veremez. Bir deli yol gösterici evrensel mesajı taşıyamaz... Hiç kuşkusuz Allah doğru söylüyor. Suçlu iftiracılar ise yalan söylüyorlar...

Sözü noktalamadan önce "alemler" ifadesi üzerinde durmamız gerekir. Yüce Allah bu ifadeyi kullandığı zaman İslam daveti Mekke'de işaret ettiğimiz bilinçli bir inkar ile karşı karşıyaydı. Davetin önderi konumundaki Hz. peygamber ise bu kızgın, bu zehirli bakışların altında yol alıyordu. Müşrikler ellerindeki her türlü imkanı kullanarak onunla yapacakları amansız savaşa hazırlanıyorlardı. Davet hareketi henüz erken vaktinde, emekleme dönemindeyken, bu amansız kuşatma altında yaşam savaşı veriyorken ulu Allah bu davetin "evrenselliğini" ilan ediyordu. Çünkü davetin özü ve mahiyeti bunu öngörüyordu.

Günümüzdeki iftiracıların iddia ettikleri gibi bu dava Medine'de zafer kazandıktan sonra evrensellik kimliğine bürünmüş değildir. Aksine, Mekke'deki davet hareketinin ilk günlerinde, erken dönemde bu niteliğe sahipti. Çünkü evrensellik özelliği daha doğduğu andan itibaren bu davetin özünde yer eden değişmez ve kalıcı bir gerçektir.

Alemlerin Rabbi olan Allah böyle dilemiştir. ilk günlerinden bu hedefi göstermiştir. Kıyamete kadar da davetin hedefi bu olacaktır. Yüce Allah bu davanın bu niteliğe sahip olmasını dilemiştir. Ve o bu davanın hem koruyucusu, hem savunucusudur. Davayı yalanlayanlarla girişilen savaşı O, üstlenmiştir. Bu yüzden dava adamlarının, hüküm verenlerin en iyisi olan ulu Allah hükmünü bildirinceye kadar sabretmekten başka yapacakları bir şey yoktur.” (2)

Elmalı’nın veciz ifadeleriyle sure ile ilgili derleme çalışmasını sonlandırıyoruz:

“Oysa o Kur'ân sade onlara ait değil, bir zikir, bir öğüttür bütün âlemler için, bilinç ve algısı olan bütün akıllılar âlemleri için. Yalnız temiz akıllı olmayanlardır ki ondan yararlanacak yerde aleyhinde bulunarak kendilerine zarar vermiş olurlar. Nihayet bir inilti içinde inler inler giderler.

İşte ile başlayan Kalem sûresi, 'in sonunda yine bir "nûn" ile sona ermiş bulunuyor.

Âlemlerin Rabbi olan yüce Allah yazan, okuyan ve dinleyenleri zikretmeye ve düşünmeye muvaffak kılsın.” (3)

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

-----------------

1.      Ergun, Atilla Fikri ; Kur’an Dersleri;
2.      Prof. Dr. Kutub, Seyyid; Fizilal’il Kur’an; 
3.      Yazır, Elmalı’lı Muhammed Hamdi;  Hak Dini Kur’an Dili;


******************************************
*************************************


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder