10 Eylül 2013 Salı

Rabbinin adını an ve tüm benliğinle O'na yönel!

     Bismillahirrahmanirrahim
    وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ إِلَيْهِ تَبْتِيلًا
     Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
      Kur’an-ı Kerim Muzemmil Suresi (73) 8. Ayet

 

      Kur’an-ı Kerim Muzemmil Suresi ilk yedi ayeti Hz. Muhammed’in (sav) vahyi alması, vahiyle donanarak, olgunlaşması ve ilâhi mesajı insanlara tebliğ  etmesi ile ilgiliydi. Kısa deyişle Hz. Muhammed’in psikolojik olarak hazırlanmasına yönelikti.  8- 10. Ayetler ise mânevi hazırlıkla birlikte tebliğin nasıl yapılması ve nelere dikkat edilmesine yöneliktir. (1)
     Kur’an-ı Kerim Muzemmil Suresi  8. Ayetinde “Rabbinin adını an ve tüm benliğinle O'na yönel!” diye buyrulmaktadır. Tüm benliğimizle Allah’a yönelmeyi bazılarınca yanlış anlaşıldığı müfessirlerce belirtilmektedir:

     “ Allah'ın adını anmak demek sadece yüzlük ya da binlik "zikir" tesbihleri ile O'nun yüce adını tekrarlamak demek değildir. Gerçek anlamda "Allah'ın adını anmak" dille yapılacak zikir ile birlikte uyanık bir kalbin O'nu anmasıdır; bunun yanısıra aynı kalp duyarlılığı ile namaz kılmak ve Kur'an okumaktır. Ayetin orjinalinde geçen "tebettül" sözcüğü de insanın yüce Allah dışındaki herşeyle ilgisini tamamen kesmesi, tüm varlığı ile Allah'a yönelerek ibadete ve zikre dalması, her türlü oyalayıcı ve gönül karıştırıcı yabancı duygudan arınması, tam bir duygusal duyarlılıkla Allah ile başbaşa kalması demektir. (2)

     “Âyette geçen تبتّل- tebettül, "yalnızca Allah'ı dikkate almak, sadece O'na kulak verip başkasına itibar etmemek" demektir. Bu anlam En'âm Sûresinin 91. Âyetinde قل الّله ثمّ ذرهم فى خوضهم يلعبون - Sen, Allah de! Ve sonra onları bırak, kendi bataklıklarında oynaya dursunlar ! İfadesiyle yer alır.

     تبتّل - tebettül sözcüğünün asıl anlamı "kesmek" demektir. Araplar بتلت الشّىء - beteltü'ş -şey'e = o şeyi kestim derler. Eşinden ayrılan, onunla ilişkisini tümüyle kesen kişi için de طلّقها بتّة بتلة - tallekahâ betteten betleten = onu kesin olarak üç talâkla boşadı ifadesi kullanılır. Yine Araplar verilmiş sadaka için de صدقة بتّة بتلة وهذه - ve hazihi sadakatün bettetün beteletûün = bu sahibi ile ilişkisi tamamen kesilmiş bir sadakadır şeklinde bir tabirleri vardır. Bu tabirde de ilişkisi tamamen kesilmiş anlamında betlet sözcüğü kullanılır.

     Her şeyle ilişkisini kesip sadece Allah'a yöneldiği için Meryem vâlideye مريم ا لبتول - Meryem el-Betûl denmiştir. İnsanlarla her türlü beşeri ilişkiyi koparıp tek başına ibadete yönelen rahibe de متبتّل - mütebettil denir. Yani tebettül bir bakıma ruhbanlık anlamında da kullanılmaktadır. İslâm dininin ibadet anlayışı yozlaşmış dinlerden farklı olduğundan, başta Mâide Sûresinin 87. Âyeti, Hadid Sûresinin 27. Âyeti ve diğer bazı Âyetlerle ruhbanlık ve "ruhbanlık" anlamındaki tebettül yasaklanmıştır. Bazı çevrelerin zahitçe bir hayat yaşama arzusuyla dünya ile ilişkilerini kesmeleri, bu doğrultuda mal, mülk ve eş gibi nimetlerden uzaklaşmaları İslâm'a ters bir anlayıştır.

     Buradaki tebettül yalnızca Allah'ı dikkate almak, ondan başka otorite tanımamak, Allah'ın belirlediği yolda yürüyüp kimsenin dümen suyunda gitmemektir. (3)

   “Zikir; Anma, hatırlama, bir şeyi zihinde hazır etme, bir şeyi dile getirme, hatırlatma demektir. Aynı kökten gelen ‘mezkûr’, zikredilen, anılan şey demektir. Zikrâ: Çok zikir, yoğun zikir demektir ki bu, ‘zikir’ kavramından daha geniş bir manayı kapsamaktadır. ‘Zikir’ kökünden gelen ‘zeker’, ‘müzekker’, ‘zükür’ kelimeleri ise, dişinin karşıtı olarak erkekliği ifade ederler. Aynı kökten gelen bir başka kelime ise ‘tezekkür’dür. Bu da düşünüp öğüt almak, ibret almak demektir.
  
    Tebettül: Lügatte, kesmek demektir. Nitekim her şeyle ilgisini kesip Allah'a ibadet ettiği için Hz. Meryem'e "Betül" denilmiştir. Erkeklere karşı istek ve arzu duymayan kadına da Betül denir. Nahletun mubtel: tek başına kalmış hurma ağacına derler. Tebettül bir bakıma ruhbanlık anlamında da kullanılmaktadır. İslâm dininin ibadet anlayışı yozlaşmış dinlerden farklı olduğundan, başta Mâide Suresinin 87. Ayeti, Hadid Suresinin 27. Ayeti ve diğer bazı Ayetlerle ruhbanlık ve "ruhbanlık" anlamındaki tebettül yasaklanmıştır. Bazı çevrelerin zahitçe bir hayat yaşama arzusuyla dünya ile ilişkilerini kesmeleri, bu doğrultuda mal, mülk ve eş gibi nimetlerden uzaklaşmaları İslâm'a ters bir anlayıştır.

     Buradaki tebettül yalnızca Allah'ı dikkate almak, kendini tümüyle o’na vakfetmektir.

     Tebtîl: İyice ve tamamen kesmek; tebettül ise çalışarak kesilip çekilmektir.

     Razi şöyle der: “Vetebettel ileyhi tebettülen” veya “Betelu nefseke tebtîlen” buyrulmayıp “Vetebettel ileyhi tebtîlen” buyrulması ince bir manayı ifade eder. Şöyle ki, asıl maksat, her şeyden kesilip Allah'a dönmektir.  

     Tebtilde ise, Allah'a yönelmek için bir iş yapma manası vardır. Bir işle meşgul olan kendini tamamen Allah'a vermiş olamaz. Zira Allah'tan başkasıyla meşgul olan, Allah için her şeyden ilgisini kesmiş olmaz. Fakat "tebettül"ün yani Allah'a çekilmenin meydana gelebilmesi için de önce "tebtîl" yani kendini her şeyden çekmek gerekir.

    Ayetin asıl amacı, sosyal görevleri olan insanı dünyada yapması gereken işlerden ve faaliyetlerden uzaklaştırmak değil, tam aksine onun, Allah’ı hatırdan çıkarmadan ve İslam’ın doğruluk ölçülerinden sapmadan dünyada iş yapmasını sağlamaktır.

     Gündüzün meşguliyeti anlatıldıktan sonra "Rabbinin adını an" buyrulmaktadır. Bundan şu anlam çıkar; dünyada bir iş yaparken daima ve her durumda Allah'ın adını zikretmeli ve O'ndan gafil olunmamalıdır.

     Allah bizden kendisini gündeme almamızı, kitabını ve elçisini gündeme almamızı istiyor. Zikir budur zaten, Allah bizden zikir istiyor ve betül olmamızı istiyor.”  (4)

     Tebettül ve tebtil kavramları biraz daha geniş olarak aşağıda tekrarlanmaktadır:

   Kesmek anlamındaki ‘betl’ kökünden tefa’ul veznindeki tebettül, ilgi ve alâkayı tek bir yere yöneltme ve tek bir yere odaklanma demektir. Nitekim ibadet ederken her şeyden alâkayı kesip sadece Allah (c.c.)’a yöneldiği için Hz. Meryem’e ‘betül’ denilmiştir.

     Ayrıca tebettül, erkeklere arzu duymamak, dünyayı terk edip her şeyi Allah (c.c.) katında aramak ve onu elde etmeye çalışmak anlamlarını da içerir.

     Müzemmil süresinin “Rabbinin adını an ve tam anlamıyla O’na tebettül et (her şeyden ilgini keserek kendini Rabbine ver).” (Müzzemmil sûresi, 73/8.)  ayetiyle Peygamber (s.a.v.)’e, bütün gönlü ile Allah (c.c.)’a yönelmesi emredilmiştir. Çünkü : “Kabul görecek, yarar sağlayacak dua, O’na yapılan duadır. Ondan başkasına yalvaran kimse, ırmağın kıyısında ellerini suya uzatanın durumuna benzer. Susuz kimse, suya elini daldırmadıkça su, nasıl elini uzatanın ağzına varmazsa Allah’tan başka şeylere yalvaran da yalvardıklarından bir hayır görmez.” (Ra’d sûresi, 13/14 )  

     Tebettül her şeyden soyutlanıp yalnız Allah (c.c.)’a yönelmek yani ‘tecrîd-i mahz’(Allah’tan gayri her şeyden uzak durmak)’dır.

     İbn Kayyım el-Cevziyye, tecrîd-i mahz’ı ‘ücret karşılığı çalışan işçi durumuna düşmemek için karşılık beklemeden kulluk etmek’ şeklinde açıklamaktadır. Ücret için çalışan kul, ücretini alınca dönüp gider. Ama ücret için değil, sırf efendisine hizmet için çalışan kul, Âbik olup isyanâ düşmedikçe efendisinin kapısından ayrılmaz. Âbik, kulluğun kemalinden çıkan, fakat tam hürriyete de kavuşamayan kuldur. Nefs için en büyük şeref, Allah (c.c.)’a zoraki değil, gönülden ve sevgi ile kulluk etmektir. İşte gerek bilgi,  gerek zevk ve hal bakımından Allah (c.c.)’a gönülden, sevgi ile itaat eden kul, tebettül ve tecrid-i mahz makamına ulaşmış olur.

     Tebettül’ün  üç derecesi vardır:

     1- Allah (c.c.)’tan başkasından korkmadan ve yine O’ndan başkasından bir şey beklemeden, O’nun rızâsından başka bir şey düşünmeden Allah’a yönelmektir.

     2- Nefsin arzulara kaçmasına, üns rahatlığına ve keşif yıldırımlarının çakmasını beklemesine fırsat vermeden, tam bir azim ve irade ile Allah’a yönelmektir.

     3- İstikameti düzelterek Hakk’a kavuşma  ve O’nunla birleşme umuduyla Hakk yolunda ilerlemektir.

     Burada belirtilmesi gereken diğer önemli bir husus da Tebettül’ün bekârlığı tercih etme olmadığıdır. Çünkü İslâm dini evlenmeyi teşvik eder. Cinsî arzunun ihmal edilmesine taraftar olmayan Hz. Peygamber (s.a.v.) şu veya bu mülâhaza ile bekârlığı ihtiyâr etmeye de (tebettül) şiddetle karşı çıkmış, buna karar veren Osmân İbnu Maz'ûn'u bundan men etmiştir. Bu yasağa, ‘Dul olarak Allah'a kavuşma’ gibi tavsiyeler de eklenince ashab-ı kiram bekâr olarak ölmekten şiddetle kaçınmıştır. Hz. Ömer (r.a.)'in: ‘Üç gün sonra öleceğimi de bilsem bekâr gitmektense evlenmeyi tercih ederim’ dediği rivayet olunur. Buna uygun olarak Suyûtî, Kur'an-ı Kerim'de geçen: ‘Ancak Müslümanlar olarak ölün!” (Al-i İmran sûresi, 3/102.) ayetine: ‘Ancak evli olduğunuz halde ölün, zira sizler o vakit kâmil olursunuz.’ manasını verir. (Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, İ. Canan, 3/310-311.” ) (5)

     Özetle, her işte Allah’ın adını anarak, Allah’a odaklanmak, yalnız Allah’a yönelmek gerekir.


    Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli


               ------------------

1.      Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sadrettin Gümüş , Kur’an Yolu, http://kuran.diyanet.gov.tr/Kuran.aspx#73:8

2.      Prof. Dr. Kutub, Seyyid;  Fizilal’il Kur’an;   http://www.enfal.de/Kuran-Tevsiri/Kuran_Tefsiri.htm

3.      Yılmaz, Hakkı, İşte Kur’an, http://www.istekuran.com/index.php?page=muzemmil



 

******************************************

*************************************

2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam.

    Müslümanların sorunlarının çözülemiyor olması, Kur'an-ı Kerim'i bin küsur yıldan beri terk etmiş ve onu her çağa göre anlamaya çalışıp uygulamayı ihmal etmiş olduklarındandır.

    Kim ki, dört elle Kur'an-ı Kerim'e sarılır ve öğütlerine uyar, işte onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

    Cenab-ı Hakk'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. O sadece bilinmek üzere alemleri yaratmıştır. O halde bizler de artık O'nu bilelim değil mi?

    Bu gayret ve çalışmalarınızdan dolayı Cenab-ı Hakk sizden razı olsun.Cenab-ı Hakk, sizi de rızasını kazanan kullarının zümresine ilhak eylesin.

    Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretinizden, teşvik edici ve tamamlayıcı yorumlarınızdan dolayı teşekkür ederim.
      Allah sizden de hepimizden de razı olsun.
      Hayırlı günler.

      Sil