28 Ocak 2014 Salı

“Ama Firavun, resule isyan etti de biz onu korkunç bir tutuşla tutuverdik.”

     Bismillahirrahmanirrahim
      فَعَصَى فِرْعَوْنُ الرَّسُولَ فَأَخَذْنَاهُ أَخْذًا وَبِيلًا
     Fe asâ fir’avnur resûle fe ehaznâhu ahzen vebîlâ (vebîlen).
     Kur’an-ı Kerim Muzemmil Suresi (73) 16. Ayet

     Ahiret Günündeki korkunç sahnenin hatırlatıldığı Kur’an-ı Kerim Muzemmil Suresi 14. Ayetinden sonra aynı surenin 15. Ayetinde zorba Firavun hatırlatılıyor. Bu benzetmeden sonra 16. Ayette de  Hz. Musa’ya isyan eden Firavun ’un nasıl cezalandırıldığı belirtilerek müşrikler tehdit edilmektedir.

      Ey Kureyş topluluğu! Siz nasıl Muhammed'e isyan edip onun peygamberliğini yalanlamışsanız, Firavun da Musa'yı yalanlamış, ona iman etmemiş ve emrine karşı çıkmıştı. Biz de onu, tasavvur edilemeyecek kadar şiddetli ve korkunç bir azapla helak etmiştik. Bu, kavmiyle birlikte denizde boğulmaları ile gerçekleşmişti.

      Ebussuûd şöyle der:

     Bu âyet, Firavun'un başına gelenin, kesinlikle, Kureyşlilerin başına da geleceğine dikkat çekmektedir. Vebîl, ağır ve sert de­mektir. Hazmi ağır olduğu için hazmedilemeyen bitki mânâsına gelen sözünden alınmıştır.

      Yüce Allah Firavun'u cezalandırdığını, mülk ve zorbalığının ondan azabı sayamadığını anlattıktan sonra, tekrar Mekke kâfirlerine dönerek, on­lara kıyameti ve onun korku veren hallerini anlattı ki, başına gelen olaydan Firavun nasıl kurtulamamışsa onların da asla kurtulamayacağını açıklasın. ”(1)

    Ahmet Özalp Kur’anda ki Firavunla ilgili kıssa ile ilgili ayetleri sıralamakta ve  şu yoruma yer vermektedir.

       “Kur'an, tarihî olayları bir tarih kitabı gibi belli bir olayı aktarma amacıyla değil; insanları uyarma, düşündürme, evrensel gerçekleri kavratma gibi amaçlarla konu edinir. Hz. Musa ve Firavun hikayesi, bütün bu amaçların gerçekleştirildiği en kapsamlı kıssalardan birisidir.

     Kur'an bu kıssa ile Müslümanların imanını güçlendirme, İslâmî tebliğe karşı çıkan müşrikleri uyarma gibi amaçlarının yanısıra, İslâm dışı toplumsal yapılanmaların, yönetim biçimlerinin, eşdeyişle Firavunî toplumların değişmeyen özelliklerini de ortaya koymayı amaçlar. İslâm dışı toplum ve yönetim biçimleri, tarihin hangi döneminde bulunursa bulunsun, hangi adla adlandırılırsa adlandırılsın, Firavun'a ve onun temsil ettiği siyasal sisteme, bu sistemle şekillendirilen topluma özgü inanç ve düşünceleri, özellikleri yansıtır. Bu nedenle özü bakımından Hz. Muhammed'in karşısında yer alan kişilerle kökten değiştirmeyi amaçladığı toplumsal yapı, Hz. Musa döneminin Mısır'ından pek farklı olmadığı gibi, günümüzde dünyanın herhangi bir yerinde varlığını sürdüren İslâm dışı bir toplumsal ve siyasal sistem de Mekke'dekinden çok farklı değildir.

      Kur'an, bize Firavun kıssası ile Firavunî toplumların temel özelliklerini belirleme imkânı veriyor. Buna göre bu tür toplumların en temel özelliği Allah'ın yeryüzündeki hakimiyetini reddetmeleridir. Firavun'un ilâhlık ve rablık iddiası, gerçekte Allah'ı ya da o toplumda varlığı kabul edilen ilahları yok saydığını değil; yeryüzünde kendisinden başka itaat edilecek, kanun koyacak, yönetecek güç tanımadığını ifade eder. Allah'ın hakimiyetini ve ilahî kanunları reddeden toplum, bu yetkiyi ister Firavun örneğindeki gibi tek kişiye, isterse belli bir topluluğa, bir sınıfa, bir partiye tanısın, sonuç değişmez.

     Firavun'un, içinden akan ırmaklara varıncaya kadar bütün Mısır mülkünün kendisine ait olduğu yolundaki sözleri Firavunî toplumların başka bir özelliğini gösterir. Bu tür toplumlarda mülk Allah'ın değil hakim gücün sayılır. Hakim güç, mülk üzerinde dilediği gibi tasarruf hakkına sahiptir. Bu mülkiyet ve tasarruf anlayışının doğal sonucu olarak belli bir azınlık servet içinde yüzerken büyük halk çoğunluğu açlık ve sefalet içinde kıvranır. Firavun'un, böylesine mutlak bir hâkimiyet ve mâlikiyeti yalnız başına sürdürmesi mümkün değildir. Bu nedenle Kur'an Firavun ile birlikte "mele" adını verdiği işbirlikçilerine de dikkat çeker.

        Bugünkü karşılıkları ile söylenirse "mele", büyük sermaye sahipleri, meclis üyeleri, yüksek rütbeli subaylar, üst düzey yönetici ve bürokratlar halkı etkileme ve yönlendirme imkânına sahip aydın, sanatçı, din adamı ve benzeri kişilerden oluşan topluluktur. Bunlar, Firavun'un, firavunî düzenlerin kendilerine sağladıkları çıkarlar karşılığında onun hâkimiyetinin sürmesine yardım ederler. Bu da firavunî toplumların başka bir özelliğidir.” (2)

     Kısaca, Allah Firavunlara  ve işbirlikçilerine hak ettikleri cezayı verecektir.

     Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

     ------------------------------


2.    Özalp, Ahmet; Firavun; http://www.sevde.de/islam_Ans/F/firavun.htm








******************************************
*************************************


2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam.

    Müzzemmil suresinin 16. ayetine gelmişsiniz. Yeryüzündeki firavunlara ve onların işbirlikçilerine hak ettikleri cezanın bir an önce verilmesini ve yeryüzünün firavunlardan ve onların işbirlikçilerinden arındırılması en büyük arzumuzdur.

    Cenab-ı Hakk, inşAllah biz mazlumların dualarını işitir ve kabul eder. O'ndan başka sığınacağımız ve güvenebileceğimiz bir başka dost yoktur!

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Dualarınızın kabulü dileğiyle.

      Sil