26 Aralık 2014 Cuma

“Alabildiğine imkânlar döşedim onun için.”



     Bismillahirrahmanirrahim
     وَمَهَّدتُّ لَهُ تَمْهِيدًا
     Ve mehhedtu lehu temhîdâ(temhîden).
     Kur’an-ı Kerim Muddesir  Suresi (74) 14. Ayet


          Kur’an-ı Kerim Muddesir  Suresi  14. Ayetinde Allah Velid b. Muğire gibi inkârcı insanlara da bol miktarda servet, evlatlar ve imkânlar bahşetmiş. Muğireler bütün bunları kendileri kazandığını düşünerek şükür etmemişlerdir. Ahireti düşünmemişlerdir. Aksine şimarmış, hırsa kapılarak daha çoğunu istemişlerdir.

           Kuranda mallar ile ilgili tahmini 83 ayet geçiyor. (1)

          “(Ve onun için bir döşemekle döşeyiverdim.) Onu geniş bir rızka, bir yüksek kavuşturdum, hattâ Mekke-i Mükerreme ile Tâif arasında çeşit çeşit reisliğe servet vasıtalarına sahip bulundu, kendisine "Reyhanetül'Arap = Arabın rızkı" lâkabı verilmiştir. Ve kendisini kavmi aralarında "Vâhid" yâni pek seçkin, eşsiz diye anıyordu. Bütün bu nîmetlerin şükrünü yerine getirmeli değil mi idi?. Bu varlıkları kendisine ihsan etmiş olan Al I âh-ü Teâlâ'yı tasdik ederek ve birleyerek hâlinden çok memnun bir vaziyette bulunmalı değil mi idi?” (2)

          “İslâm’da mülk, Allâh’ındır. Onu elde etmek için insanı sömürmek aslâ yoktur. İslâm iktisâdı, insanın problemini çözmekle başlar. Paylaşmak ve başkalarına, bilhassa ihtiyaç sahiplerine faydalı olmak; şarttır, farzdır.” diyen Osman Nûri Topbaş insan şahsiyetine tesir eden en mühim iki müessir olduğunu da belirtiyor:
 Birincisi kazancı, ikincisi de beraberinde bulunduğu insandır. (3)
          Velid b. Muğireleri günümüz kapitalist toplumunda da görmek mümkün. Bunlar kazançları ve çevrelerindeki  evlatları, taraftarlarlarının çokluğu ile şimararak inkârcı olmakta islâmın gereklerini yerine getirmemektedirler.

          Ahmet Kalkan Cahiliye toplumunda görülen nankörlük ve inkârın günümüzde de görüldüğüne işaret etmektedir. Kalkan, makalesinde beş küfür çeşidi saymaktadır. Bunlardan biri de kendini yeterli görme zannıdır:

           “İstiğnâ (kendisini yeterli görmek zannı):  İnsanın kendi kendini yeterli görmesi ve kendi dışında İlâhî bir güce ihtiyacı  olmadığını zannetmesi yeni değildir. Teknolojinin baş döndürdüğü dünyamızda, insanlar, bu ürünlerinin kulu olarak Allah'ı unutmuşlar ve yaptıklarına tapınmaya başlamışlardır.” (4)

          Alabildiğine imkânlara kavuşturulmasına rağmen bu imkânları kendinden sanan, hırsa kapılık bu imkânlarını çoğaltmak isteyen nankör ve inkârcıların cezasını Allah kuşkusuz ki verecektir.
        
          Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli
-------------------

2.        Bilmen, Ömer Nasuhi; Kur'anı Kerimin Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri; http://www.tahavi.com/tefsir/074.html
3.        Topbaş,Osman Nuri, Müslümanın para ile İmtihanı; http://www.helalhayat.com/2012/07/17/muslumanin-para-ile-imtihani/
4.        Kalkan, Ahmet; Kur an da Küfür Kavramı (Nankörlük ve İnkâr);  http://www.kardeslereli.org/haber/1109-kur-an-da-kufur-kavrami-nankorluk-ve-inkr.html



******************************************
*******************************************

5 Aralık 2014 Cuma

“Göz doyurucu oğullar verdim.”



     Bismillahirrahmanirrahim
     وَبَنِينَ شُهُودًا
     Ve benîne şuhûdâ(şuhûden).
     Kur’an-ı Kerim Muddesir  Suresi (74) 13. Ayet

          Kur’an-ı Kerim Muddesir  Suresi 13. Ayetinde Allah Velid b. Muğire el-Mahzumi’ye genel deyişle Muğire gibilere “ Göz doyurucu oğullar verdim.” diyor. Allah Muddesir suresi 12. Ayette bunlara hesapsız mal verdiğinden, 14. Ayette de alabildiğine imkânlar tanıdığından söz ediyor. Bütün bunlara rağmen onların hırslarının, nankörlüklerinin ve inkârlarının devam ettiği bildiriliyor ki bu davranışlarının cezası elbette verilecektir.

          Elmalılı  Velid b. Muğire’nin on veya onüç oğlu olduğunu yazmaktadır:

            “Şühûd, şahid kelimesinin çoğuludur. Yani hepsi yanında hazır, göz önünde, çalışmak için şuraya buraya gitme ihtiyacı duymayan, meclis ve lokallerde babalarının yanında hazır bulunan oğullar verdim. Yahut, önemli işlerde şahitliklerine, görüşlerine ve bilgilerine başvurulan oğullar verdim demektir. Rivayete göre Velid b. Muğire'nin hepsi mevki sahibi kişilerden olmak üzere on veya onüç oğlu vardı.” (1)

          “İnsanın mal tutkusu bütün zamanlarda aşağı yukarı aynı kalmış fakat hakimiyet kurma eğilimini kamçılayan çok oğul/çocuk sahibi olma isteği hep değişmiştir. Bu eğilim ortaçağda, kabile ve ırk taassubu, siyasi yandaşlık ve mezhepçilik olarak ortaya çıkar. İnsanın bu zaafı şimdiki zamanlarda kendisini makam hırsı, cemaatçilik, kulüp ve dernek yandaşlıkları olarak gösteriyor.
 
          Kur’ân, servet ve oğullar gibi insanı gerçeğe karşı oyalayan şeylere lehv der. Bütün zamanlarda insanın yakasını bırakmayan ihtirası da bu lehv cümlesinden sayar.” (2)

          Bazıları servetleri dolayısıyla kendilerine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmiyor; göz önünde olan oğullarında ötürü Allah’a şükretmiyor; üstelik hırsları, nankörlükleri, Kur’anı yalanlamaları devam ediyor. Allah bunlara gereken cezayı verecektir elbet.

          Müminler servetin de evlatların da imtihan için verildiğinin bilincinde olarak şükürden aciz olmamalı.

           Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

-----------------------

1.       Yazır, Elmalı’lı Muhammed Hamdi;  Hak Dini Kur’an Dili;   http://www.kuranikerim.com/telmalili/muddessir.htm
2.       Baydar, Ahmed; Çokla Övünme ve “Nâim”; http://www.hanifdostlar.net/forum_posts.asp?TID=5546




******************************************
*******************************************