1 Mart 2015 Pazar

“Ben onu dik bir yola süreceğim.”

     

     Bismillahirrahmanirrahim
     سَأُرْهِقُهُ صَعُودًا
     Se urhikuhu saûdâ(saûden).
     Kur’an-ı Kerim Muddesir  Suresi (74) 17. Ayet

      Kur’an-ı Kerim Muddesir  Suresi 17. Ayetindeki “onu” kelimesiyle Muğire kast edilmektedir.

       Hakkında bir çok ayet nazil olan, önceki açıklamalarda sık sık sözü geçen  “Velid bin Muğire (530?-622?) Ünlü İslâm kahramanı ve komutanı Halid bin Velid'in babasıdır. Kureyş'in Mahzum boyuna mensuptur. İslâmiyet'ten evvel 590'lı yıllarda yanan Kâbe'nin yeniden inşa edilmesi işinde önemli hizmetlerde bulunmuş, bu iş için sarf edilecek paranın helâl kazançtan verilmesini tavsiye etmiştir. Kendisine en çok evlât ihsan edilen Kureyşlilerden olup, büyük servet bağışlanmıştı. Ancak Yüce Peygamber'in dâvetine uymadığı gibi, sihir yapmakla suçlamıştır. Sahip olduğu evlât ve servetiyle gurura kapılmış, kendisi dururken, Hazreti Muhammed'e peygamberliğin verilmesini hazmedemeyerek böbürlenmiştir.

     …
     Büyük bir servet sahibi olan Velid, halka karşı çok iyi muamele eder ve yardımda bulunurdu. Her yıl değiştirilen Kâbe örtüsü için gereken masrafları tek başına kendisi karşılardı. Peygamber Efendimiz (asm) ile akraba olan Velid'in kardeşi Ebu Umeyye, Peygamber Efendimizin halası Atika ile evliydi. Diğer taraftan Hazreti Ömer'in de dayısı idi.
     …
     Cenâb-ı Hakk'ın büyük nimetler bahşettiği Velid, kibir ve gururuna yenik düşmekteydi. "Ben Kureyş kabilesinin büyüğü ve başı olarak bir kenarda kalayım da vahiy Muhammed'e gelsin? Ebu Mesud Amr bin Umeyr bile nasıl bir kenarda bırakılabilir? Biz ikimiz Taif'in reisleriyiz" diyerek Cenâb-ı Hakk'ın iradesine karşı durmaktaydı. Serveti ve sahip olduğu çocuklarıyla kibirlenmekte, kendisini herkesten üstün görmekteydi. Kendisi iman etmediği gibi, kendi kavminden olanların da iman etmemesi için her türlü yola başvurdu. İslâma ve Peygamberine karşı yaptığı hareketlerinden dolayı, hakkında en çok âyet nazil olan müşrik kişiler arasında yer aldı.” (1)

         Yukarıda kısaca tanıtılan Muğure kast edilerek Allah’ın  Muddesir Suresi 17. Ayetinde “Ben onu dik bir yola süreceğim.”diye buyurmasını Seyyid Kutub şöyle yorumluyor:      

    “Burada hareket hâlinde sıkıntıyı donduran, somutlaştıran bir ifade ile karşı karşıyayız. Sebebine gelince yokuş çıkmak en sıkıntılı, en yorucu yolculuk türüdür. Bir de yokuş çıkmanın irade dışı bir itme ile yapıldığını düşünürsek çekilen sıkıntının ve duyulan yorgunluğun ne kadar artacağını kolayca kestirebiliriz. Bu ifade aynı zamanda somut bir gerçeği dile getirir. Çünkü düz, kolay ve iç açıcı iman yolundan ayrılan kimse sarp, sıkıntılı ve nefes kesici bir patikaya düşmüş olur; sürekli endişe, bunalım, gerilim ve baskı altında yaşar, sanki göğe tırmanıyor gibi nefesi tıkanır; susuz ve azıksız çıkılan bir yolculukta ıssız ve tehlikeli izlerde taban teper, üstelik yolunun sonunda varacağı bir amaç, kazanacağı bir huzur da göremez.” (2)

          Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli
       ---------------------------

2.       Prof. Dr. Kutub, Seyyid; Fizilal’il Kur’an; http://www.enfal.de/Kuran-Tevsiri/Kuran_Tefsiri.htm



******************************************
*******************************************

2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam.

    Maş'Allah, Müddesir suresinin 17. ayetine kadar gelmişsiniz. Çalışmanızda da belirttiğiniz gibi ayette verilmek istenen mesaj çok açık ve nettir. Allah, kendisine şirk koşan azgınları nasıl cezalandıracağı konusunda "Onu dimdik bir yokuşa ve dayanılmaz bir azaba koşacağım" demekle tüm şirk koşan azgınları nasıl cezalandıracağı mesajını vermektedir.

    Allah'ın azabı çok şiddetli ve elimdir. Cenab-ı Hakk, bizleri bu şiddetli ve elim azabından muhafaza eylesin inşAllah!

    Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretini ve tamamlayıcı yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil